The Forever War
Joe Haldeman
Uzayda geçen bir Vietnam Savaşı parodisiymiş bu. Ehh belki yaşım gereği belki de Amerikalı olmamamdan ötürü aradaki bağlantıyı kuramamakla birlikte tek söyleyebileceğim evet, savaş karşıtı bir kitap olduğu. Savaşın anlamsızlığını çok iyi yansıttığı ve ardındaki ekonomik nedenlere yaptığı göndermelerin hala geçerli olduğudur.
Portal gezegenlerin keşfiyle yıldızlar arası sıçrama olanaklı kılınmıştır. Uzayı araştırma çıkan ilk koloni gemilerinden biri düşman uzaylılar tarafından yok edilir(ki bu da uzaylılar ile ilk karşılaşmadır). Uzay araştırmaları bir anda silahlanma yarışına dönüşür. Hikaye askerlik etrafında gelişir, portal'ların korunması için eğitilen özel birlikler, kendileri için düşmandan daha tehlikeli olan özel ekipmanları ile donmuş gezegenlerdeki harekatlarına başlarlar.
Ardından asıl hikaye çıkar ortaya: ışık hızında yapılan yolculuk, zaman genişlemesine(?) neden olmaktadır. Yapılan her harekat, askerleri daha da uzak bir geleceğe göndermektedir. Bir kaç yılın ardından, 25 yaşlarına geldiklerinde 20 yıllık askeri hizmet sonucu aldıkları emeklilik ikramiyesi faizlerle, milyon doları bulmuştur. Ancak enflasyon nedeni ile yine de fakirdirler, savaşmaya devam etmeleri gerekir...
Kitabın en güzel kısmı, yazarın dersini iyi çalışmış olması (tarihler konusunda biraz saçmalamış, 1995 yılında uzay savaşı mı çıkar be?). Işık hızına ulaşıldığında, zamanın yolculuk eden için neredeyse durmuş olacağı doğru galiba (ya da discovery channel beni çok pis kekledi). Işık hızı mümkün olsa bile, ona ulaşmak için gereken ivmeyi insan vücudu kaldıramayacağı için hızlandırma giysileri dediği küvet-yatak gibi şeyler uydurmuş. Bariz bir mantık hatası yok yani. Bilimkurgu kitaplarında önemli bence bu. En güzeli de, zaman genişlemesinin silahlanma yarışı üzerindeki etkisi. En başta, uzaylılar, barışçıl bir ırk olarak savaşta aciz kalırken, bir uzay-sıçrayışı sonra nükleer enerjili silahlarla saldırır; bu silahlara karşı insanlar özel kalkanlar kullanıp üstünlük kurmaya başlamışken, ok ve yay ile gelirler vs. müthiş.
Sadece bilimkurgu olarak değil, gerçekten güzel bir kitap, başyapıt, "Brilliant", "Bountiful", "You won't be able to put it down" filan işte.
Böyle donlu, atletli bu kitabı da okuyan nesiller görmek isteriz.
Ayrıca, orjinal baskısında elinde kılıç tutan astronot ve kum saatleri filan varken, çevirideki 'kelepçe'de cuk oturmuş.